TÜRKİYE YERİNDE SAYIYOR

Greenpeace Akdeniz sözcüsü Emel Türker: “Cancun, Kopenhag’da tamamen kaybedilen umutların bir kısmını geri çağırdı...  Ancak Türkiye yine sorumlulukların ve görüşmelerdeki olumlu havanın dışında kaldı."

 Cancun’da dünya devletleri korku yerine umudu seçti. İklim değişikliği tehlikeli sınıra gelmeden devletlerin anlaşması hâlâ zor ancak artık imkansız değil.

Cancun’da hükümetler, bilimsel verilere uygun olarak 2020’ye dek %25-40 salım azaltımına gitmeleri gerektiği konusunda uzlaşmanın yanında, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği ve ormansızlaşma ile mücadele etmeleri için bir iklim fonu oluşturdular. Ancak henüz bu parayı sağlamak için herhangi yöntem belirlenmedi. Cancun’da alınan bir diğer önemli karar da hem tropikal ormanları hem de yerli halkların haklarını ve biyoçeşitliliği koruyan bir mekanizma üzerineydi.
Greenpeace Akdeniz sözcüsü Emel Türker “Cancun’da bir ivme yakalanmış olabilir, ancak henüz hedefe ulaşılmış değil. Gelecek yıl Güney Afrika’nın Durban kentinde gerçekleşecek olan görüşmelerde ülkelerin yeşil bir ekonomi oluşturmalarına ve dünyayı kirletenlerin sorumlu tutulmalarına yarayacak küresel bir anlaşma imzalanmalı...

Görüşmeler süresince Türkiye hükümeti özel durumunun bütün taraflar tarafından kabul edilmesi ve sorumluluk sahibi ülkeler arasından çıkartılmak için görüşmeler yaptı. Üstüne basa basa sera gazı salımlarımızın binde dört olduğunu vurgulayarak tarihsel bir sorumluluğumuz olmadığını belirtti. Ancak bütün bunları yaparken şu anda sera gazı salımlarında 194 üyeli BM ülkeleri içinde 19. kirletici ülke olduğumuzu, bundan sonraki ‘tarihsel sorumluluk’ sürecinde en sorumlu ülkelerden olacağımızdan söz edilmedi. Sonuç olarak Türkiye hükümeti elinde bir hiç ile bu seneki iklim görüşmelerinden geri döndü. Cancun, Kopenhag’da tamamen kaybedilen umutların bir kısmını geri çağırdı. Sorumlulukların varlığının kabul edilmesi 2011 iklim görüşmeleri için olumlu adımlar oldu dünya için. Ancak Türkiye yine sorumlulukların ve görüşmelerdeki olumlu havanın dışında kaldı. Türkiye bir an önce sorumluluklarının farkına vararak iklim politikasını değiştirmelidir”. dedi...

KAYNAK:NTVMSNBC YEŞİL HABER

Kesinlikle bu haberin bazı noktalarında bir çağrışım var ve bu çağrışım dünya ülkelerinden çok Türkiye'ye. Çünkü Türkiye bulunduğu konum ve coğrafik oluşumlarla dünyada eşi benzeri görünmeyen bir ülkedir. Türkiye'nin çevre ile alakalı projeler gerçekleşmesi artık kaçınılmaz geçen yazımızda da belirttiğimiz gibi eğer bakan'ın dediği maddeler yürürlüğe konulursa bu hem dünya için iyi olacak hemde bizim için iyi olacak ve artık gittiğimiz çevre kongrelerinde bizde baş aktörlerden olmamız lazım. Bunun için Türkiye'nin sadece BM'den bir şey talep etmesine gerek yok, kendi kendine yapabilecek gücü var ve mesela Ormanları daha fazla koruyabilir, daha fazla çevre denetimi yapabilir, hava kirliliğini azaltabilir, yalnız bunlar sadece lafla kalmamalı icraate'de geçilmesi gerek. Gelecekte su sorunu yaşayacağımız aşikar bunun önlemlerini almamız lazım, bu da yetmez, dereleri, nehirleri, özellikle de I. sınıf kaliteli su olan yerleri iyi tespit edip buralarda ki alacağımız tedbirleri yüksek seviye'ye geçmemiz gerekir. Yağmur sularını çok iyi kullanmamız gerek "tamam eğer kışın çok yağmur yağıyorsa bu yağmurun belli bir kısmını depo edebiliriz" ve yazın kuraklık olduğunda ise depodaki yağmur suyunu bu kuraklıkta kullanabiliriz. Hem yetiştireceğimiz ürünler için iyi olur hemde sağlıklı bir beslenme meydana gelir. Türkiye'deki sera gazı salınımı çok az olması gerçekten sevindirici, yalnız bence yinede yüksek bir seviyededir.

Hiç yorum yok: